(Arkadaşlar Merhaba Hani Derler Ya Dünyada ’Ölümsüz Aşklar'
Vardır Diye İste Bu da Onlardan Bir tanesi... Bir yerde
rastladım çok etkiledi beni sizinle Paylaşmak İstedim. Aşk
acısı Çekmiş birinin yazdığı bir maildir bu okuyacağınız...)
Nur
içinde uyu...Toprağın bol olsun Tek Aşkım !!!!!!!!...
Senin için ne derece önemi var bunu bilmiyorum ama ben bu
satırları yazarken gözümden damlalar akıyor klavye
üzerine.Erkekler ağlamaz lafı bana göre değil. Ağlamaktan hiç
utanmadım,duygularım,acılarım beni boğduğu zaman hep ağladım.Yine
ağlıyorum...Sizleri tanımıyorum ama sizlerle paylaşmak
istiyorum.Lütfen bu satırlara bir seven olarak sahip çıkın ve
lütfen yazılı satırlar olarak geçmeyin.Okudukça yeryüzünde
insanlar neleri yaşarmış diyeceksiniz buna eminim. Bir memur
ailenin en küçük çocuğu olarak babamın tayininin çıktığı bir
köye taşındık.Huzursuzdum,okulumu bir köy okulunda okumaktansa
,şehirde medenice okumak
istiyordum.kaydımı yaptırdı babam okula.ilkokul 4. sınıftan
başladım köy okuluna.Beni bir sınıfa verdiler.Öğretmen köyde
yabancı olduğumu biliyordu ve hangi sıraya oturmak istiyorsan
otur dedi bana.Bir kızın yani bostu sadece oraya
oturdum.Hayatimi adadığım,gidişiyle beni bitiren insanla ilk o
zaman tanıştım.İsmi Altınay idi.Çocuk yaşımda bile onun
güzelliği beni çok etkilemişti.Masmavi gözleri,gamze yanakları
ile arada bir bana dönüp gülüşü,yanlış yazdığım notlarımda
kendi silgisiyle defterimdeki hatayı silmesi beni o minik
yaşımda ona bağladı.O dönemlerde çocukça bir arkadaşlıktı.
Zaman ilerledikçe onsuz tek saniye geçiremiyordum.ya ben
onlara gidip ders çalışıyor, yada o bize geliyordu.Mükemmel
bir paylaşımcıydı.Yüreğini,sevgisini,dostluğunu daha o yaşta vermişti bana.ilkokulu
birlikte okuduk ve aynı sırada
bitirdik.Hep onunla hep ona biraz daha alışarak. Ortaokula
geçtiğimizde ailelerimize rica ettik ve bizi ayni okula
yazdırdılar, hatta ayni sınıfa,hatta ayni sıraya oturmamız
için babalarımız öğretmenlere adeta yalvardılar.Başarmıştık.yine
aynı sıradaydık.Geride kalan ilkokul dönemindeki iki yılda
anladım ki onsuz hayat bana huzur vermiyordu.Yaşımız
olgunlaştıkça o beni,ben onu daha çok seviyordum.Çocukça
başlayan arkadaşlığımız sevgiye aşka dönüşmüştü ortaokul
yıllarımız bitmek üzereyken.Şehir merkezinde.Ailelerimiz
liseye geçtiğimiz sırada ortak bir karar aldılar.Buna göre tek
ev kiralayacak ikimiz ayni evde kalacaktık.Annemde bizimle
kalacaktı.Allah'ım o karar bize iletildiğinde dakikalarca
sarmaş dolaş kutlamıştık bunu.Ona aşık olmuştum.Ayni duyguları
oda paylaşıyordu ve bunu fark eden ailelerimiz
okul bittiğinde evlendirelim diye karar almışlardı bile.ilk elini tuttuğumda sakın bir daha bırakma demiştim.
Yanakları kızarmıştı,utanmış ve başını önüne eğmiş,gülümsemiş ve elimi sıkı
sıkı kavramıştı.Artık her gün el ele tutuşup okula gidiyor okuldan
çıkarken el ele dolaşıyor geziyor öyle gidiyorduk evimize.Arada
bir elleri terler ve her terleyişte elini elimden
kurulamak için çekerdi.Bunu her yaptığında kızar elimi bırakma
diye azarlardım,hep tamam tamam diyerek
gülümser ve hızla elini avucuma sokuştururdu. Her şey
harikaydı,dünya
cennet gibiydi gözümüzde.Yıllar akıp
gidiyordu mutluluk içinde.Nihayet liseyi de bitirmek
üzereydik.karne dönemi gelmişti.Karnelerimizi aldık hiç
kırığımız yoktu.Sevinçle sarıldık birbirimize elimi tuttu.bunu
kutlamak için bir cafe ye gidip cola içerek
kutlayacaktık.Okulun az ilerisinden geçen bir çakıl yol vardı.Her
zaman toz duman içinde olurdu.çakıllarla
kaplıydı.O yolun benim ve ölürcesine sevdiğim insanin
ayrılmasında bu kadar rol oynayacağını bilsem hiç
girermiydik o yola.Neler vermezdim o yolu yürümemek için. Eli
yine elimdeydi,ansızın elini çekti,terlemişti yine
eli.Sanırım dört adim atmıştım.Dönüp yine azarlayacaktım.Çünkü
hem elimi bırakmış,hem de geride kalmıştı.Dönüp baktığımda Dünya başıma yıkıldı.Sanki
gök kubbenin altında kaldım.yerdeydi ve yüzünden kan
fışkırıyordu.ne yapacağımı bilemedim üzerine kapandım yüzüne
yapışmış saçlarını kaldırdığımda hayatımı
bitiren o görüntüyle karşılaştım.Başı kesilmiş bir tavuk gibi
çırpınıyordu.Suratına bir taş parçası bıçak gibi
saplanmıştı ve bakmaya doyamadığım mavi gözlerinden biri
akmıştı.Suratının yarısı yoktu.Hırlıyordu bana
bir şeyler demek istiyor kanla kaplı diğer gözünü temizleyerek
bana bir şeyler demeye çalışıyordu.Yoldan geçen bir
kamyonun tekerinin altından fırlayan bir taş suratına
saplanmıştı.Ölürcesine bir aşkı,geleceğimizi kibrit büyüklüğünde bir tas parçasının bitireceğini bilemezdim.Donuk
donuk hiç konuşamadan yüzüne bakmaktan başka bir şey
yapamıyordum.Ellerini tuttum kaldırdım başını göğsüme dayadı ve
elimi sıkı sıkı tuttu.Akan kan ellerimize damlıyordu.Yoldan
geçen bir araba durmuş bizi seyrediyordu,hastaneye
yetiştirelim dediğimde kanlı
olduğu için almadı ve kaçtı gitti.Kimse arabaya almıyordu.çevreme
bakıp yardım edin demekten,ona dönüp
seni seviyorum,beni bırakma,dayan demekten başka bir şey
yapamıyordum.iki dakikalık bir çırpınıştan sonra
kucağımda öldü.Cennet olan Dünya 5 dakikada cehenneme
döndü.Tam dokuz yıl oldu onu yitireli.Kendime
olan güvenimi yitirdim.Artık kimseyi sevemem,kimsede beni
sevemez korkusundan kurtaramıyorum
kendimi.Bitkisel hayatta gibiyim.Tek elimde kalan bu net.bu
net aracılığıyla sizinle paylaşmak
istedim.Yitiren,yada beni yitirenle paylaşmak isteyen herkese
elleri terlese bile ellerimi bırakmamaları şartıyla
elimi uzattım.Dost,kardeş,arkadaş ne olursanız olun ama elimi
bırakmayın.Size sesleniyorum, elimi bırakmayın Lütfen...